Hayat her zaman öyle bizim istediğimiz gibi işlemiyor işte. Ve hiçbir zaman da işlemeyecek, biliyorum. Fakat hayatı hayat yapan yanı da bu değil mi? Planlarımızı bozmak ve kendi planını üzerimize uygulayıp, bizi test etmek... Bazen fazla yorgun hissediyorum kendimi, hatta şuan da oldukça yorgun ve tükenmiş hissediyorum, ama hayat benim banyoda oturup ağlamam için zamanı durdurmuyor, aslında o herkese böyle davranıyor. Adaletli. Biz ona nasıl gidersek gidelim bize bir yerde o acıyı tattırıyor. Fakat bir fark var ki, hayatında mutlu ve başarılı olanlar ile sorunlarını yönetemeyip mutsuz yaşam sürenler arasında, hayat sen ne kadar iyi mücadele edersen sana o kadar iyi davranmaya başlıyor -ya da biz acıya bağışıklık kazanıyoruz(: -. Evet yazdığım bir paragraftan sonra ana konuya geliyorum çünkü henüz uzun blog yazıları yazmada iyi değilim, kabul(: Hayat=mücadele Hayatımız boyunca belki de her gün hatta her dakika mücadele ediyoruz ve edeceğiz de. Çok fazla tı...
Filmlere,dizilere,romanlara,hikayelere,şarkılara,türkülere konu olan aşk... Herkesin her hoşlantıda zannettiği o duygu:Aşk Aşk nedir?Bir ihtiyaç mı,yaşam kaynağı mı,olmazsa olmaz mı yoksa istek,arzu,tercih ya da kader,alın yazısı mıdır? Herkes aşık olur mu? Aşık olduğumuzu nasıl anlarız? İşte içimizi kıpır kıpır eden,aklımızı beş karış havada gezdiren o duygu:İşte aşk. Hangimiz doğru dürüst tanımlayabiliriz aşkı? Nedir bu?Yenilir mi,içilir mi,elle mi tutulur yoksa her yanımızda mı hissederiz? Aşk arayıştır.Gizemdir.Biraz yalancı,biraz da yabancı.Aşık olduğun zaman o kişiden önceki hayatını hatırlayamazsın''Ondan önce nasıl bir hayatım vardı cidden?'' sorusunu sorarsın kendine.Tanımsızdır aşk.Herkeste farklı bir anlam taşır.Herkeste ayrı bir acı yaşatır ama hissettirdikleri iyi ya da kötü hep aynıdır. Ne demiştik bakalım? Aşk bir arayıştır.Evet biz insanlar,merak eder ilgi duyarız.Her insanın doğasında o araştırma iç güdüsü vardır.Hep en ulaşılmazı,en zirvedekini isteri...